Hastane koridorlarında yaşam çilesi.......
Abdullah Uzun
İnsanoğlu beşerdir. Her türlü mikroba yenik düşüyor. Acizdir. Fakirdir. İhtiyaçları çoktur.
Sağlıklı iken kadrini ve kıymetini bilemediğimiz “sağlık” her insan için çok önemlidir.
Sağlık olmadan ne dini vecibelerini, nede dünyevi gaye ve hedeflerini kazanabilirsin.
Bu yüzden iki şeyin kıymetini bilemiyoruz derler. “Sağlık ve boş vakit.”
Allah’ın bize ikramı olan sağlıklı yaşamın ne demek olduğunu anlamak istemeyenler az değildir..
Ben, bu değerli kardeşlerime eninde sonunda mutlaka uğramak zorunda kalacakları mekanlara gitmelerini tavsiye ediyorum.
Nerelere gitmenizin gerektiğini anlamışsınızdır sanıyorum. Hastaneler....
İşte bu mekanlar yirmi dört saat sadece hasta bekler. Şifa dağıtır.
Bazen ise bu mekanlar hastanın istediği şifayı veremezler ve ebedi alem-e yolcu olurlar.
İşte bende hastam vasıtasıyla Trabzon Farabi Tıp Fakültesine Hastanesine gittim.
Dayımı ameliyat olmak için her kesimin soğuk düşü gibi düşünülen Ameliyathaneye aldılar.
Dayımla birlikte tam on kişi bir umut için o, ıssız koridorlarda şifa için bıçak altındaydılar.
Sedyeler bir yandan ameliyathanelere hasta taşırken, diğer yandan ameliyat olanları servislere taşıyordu. Gün boyu seksen hastanın buraya taşındığını söylediler.
Servislerden ameliyat masasına gelenlerin üç seçeneği var.a) ameliyat başarılıysa geldiği servise, b) ağır bir ameliyat geçirdiyse yoğun bakıma, c) ameliyat başarılı geçmediyse morg’a, işte bu üç sacayakla günlerini geçiren hastalarla dolup boşalıyor hastaneler.
Ameliyat dört saat sürecekti. Ben bu arada boş durmaktansa diğer servislere uğrayım dedim.
İlk uğradığım servis kanser tedavisi gören hastaların mekanıydı. Buna kemoterapi servisi diyorlar. Beş yaşından bir çocuk çağın hastalığına yakalanmış annesi yanında ürkek gözlerle doktorlardan şifa bekliyordu. Yine askerliğini yeni yapmış bir delikanlı koridordaydı. Kendisiyle konuştuk, dertleştik. Ayda bir bu kapılardan girip şifa için umut arıyordu.Sıkıntısı gözlerinden okunuyordu. Kemoterapi zor bir tedavi şekli, içeriden çıkan bir hasta şok tedavi sonucu bitkin bir hale giriyor. Tesiri ise uzun süre devam ediyordu. Bu genç delikanlı ise ayda bir aynı seansların devam ettiğini söyledi. Ben kendisini teselli için “hastalıklar bizim için çok önemlidir. Sabredildiği takdirde mükafatı da o oranda fazladır.İsyan etmeninde hastalığa ve kendimize bir faydası yoktur” dedim.
Muhatabım otuz yaşındaki genç, beş yıldır akciğer kanseri. Morali yerinde. Şükredip duruyor.
Elinden ne gelir ki? Şükretmekten başka. Duadan daha büyük ne çare olabilir ki bu durumda?
Beşeri bütün imkanları denedikten sonra yapılacak en güzel şey duadır.
Hastane koridorlarından ve odalarından gelen sesler içimizi yaralıyor.
Ağlamamak için taş gibi bir yürek lazım. O,da biz de yok. Göz yaşı dökmemek için o gözde yaş kuruması gerekir.
Ardından beyin cerrahi bölümüne geçtim. Farklı bir şey yoktu. İnsanlar hastalığın acımasız pençesinden kurtulmak için beşeri bütün tedbirler için elinden geleni yapıyor. Bu çok doğru bir davranıştır. Bu kadar hastaya doktorlar nasıl baksın? Hasta yakınları haklı olarak veryansın ediyor. Lakin, gördüklerim bana, şifa dağıtan kişilere haksızlık yaptığımızı aklıma getiriyor. Sabah Ameliyata girip sekiz saat odada kalıp şifa bekleyenlere şifa vermeye çalışan doktor kardeşlerimizi biraz daha sabırla karşılamamız gerekir.
İstismar edenler olmuyor mu? Elbette her meslekte böyle kişiler vardır. Olacaktır da.
Acil kapısında ambulansların biri geliyor diğer gidiyor. Böyle bir ortamda sağlıklı düşünülebilir mi?
Hastane görevlileri elinden geleni yapıyor. Hasta Ambulansla geliyor. Hemen kapıp ilgili servise ulaştırıyorlar. Hasta yakınları ise hastane içine girmek için görevlilerle tartışıyor.
İki tarafta haklı. Yine kapıda bekliyor olanları yakinen takip ediyoruz.
Trafik kazaları, Yaralanmalar, ah, oh diyerek gözünün içine bakanlar. Kısaca ne ararsan bu mekanlarda bulabilirsiniz. Biz, bir gün kalıp içimiz parçalanarak geriye dönüyoruz. Peki hergün aynı trajediyi yaşayan bu insanlar nasıl sağlıklı düşünebilirler?
Görevleri bu deyip kolaycılık yapmakta doğru değildir. Adını sanını bilmeyen, varlıklı yoksul ayrımı yapmadan hastalara elinden geleni yapan görevlilere hasta yakınları yardımcı olmalıdırlar. Üç saat hastane koridorlarında gezdim. Sağlıklı olduğuma bin kez şükrettim.
Hastalara acil şifalar diledim. Sizlere acizane tavsiye ediyorum. Boş vakitlerinizde bu mekanlara uğrayın. Çileler içinde acı çekip umut bekleyen bu vatandaşlarımızın haline bakıp şükredin. Hiç birimizin garantisi varmı ki; bu mekanlara düşmemek için?
Hayat ;öyle veya böyle geçip gidiyor.
Dünyanın hay huyuna dalıp zamanımızı boş hayallerin peşine takılıp tüketmeyelim..
Geçen her saniye ömrümüzden bir anı alıp götürüyor.
Bugün sağlıklı olduğumuz bakıp aldanmayalım. Yarının ne olacağını Allah bilir.
Bir anda sabah kalkarsın başına bir hastalık gelir. Bir gün önceki o halinden eser kalmaz.
Geçirmiş olduğun tatlı ve acı hatıraların etkisinde kalarak maziye dalıp, dalıp gidersin.
Hastalıklar hemen ölümü akla getirmemeli, nice hastalar vardır. Ölüm beklerken bir diğeri ansızın ölmüştür.
Onun için kalp kırmayalım. Tedavisini yapacak klinikler yoktur.
Hak yemeyelim, dünyamızda hala yenilen hakları ödeyecek mekanlar iskan edilmemiştir.
Siyaset, zart, zurt, dinleyip bu şahısların olur olmaz açıklamalarına kulak verip günümüzü zehir etmeyelim.
Mal mülk servet yığarak bize faydası olmayacak banknotları kendimize hedef seçmeyelim.
Ne olacak yani, mal, mülk, servet, makam ve şöhretin olsa?
Gözle görülemeyecek kadar küçük bir mikrobu halledemeyen servetin adı da sanı da batsın.
İnsanı insan eden bunlar değil. Kendisine takılan fakat görünmeyen hisleridir.
Bu hisleri bize takanın emri dairesinde kullanırsak şah da, sultan da odur....
Daha sonra ise doktorların müdahalesi takdiri ilahiye yeterli olmayınca dayım hakkın rahmetine kavuştu.
Beşeri tedbirler bazen yeterli olmuyor. Bizim bilemediğimiz, hikmeti bilen, rabbim eceli geleni huzuruna alıyor. Ölüm hadisesi insanlara en önemli nasihattir. Bu vesile ile rahmet-i rahmana kavuşan dayıma ve tüm kardeşlerime Allah’tan rahmetler diliyorum.
Baş sağlığı dileyen dostlarıma da ayrıca teşekkür ediyorum. |