Sitene Ekle | Arsiv | Iletisim | Anasayfam Yap | Sık Kullanilanlara Ekle
07 Ocak 2009 Çarşamba
Gazeteler

Genel Editör
Orkun GÖKSEL
biz haber veriyoruz!
Yazarlarımız
Sabri ASLIŞEN
Kim Kime Çanak Tutuyor
Bora Haberal
Göz yaşı göstermeden ağlayacaksın
Necmettin YARICI
20 Ay Önce Birşey Söylenmişti
Birol AKSU
Elektrik Direği
Abdullah UZUN
Rizespor, Pazarspor ve medya
Ahmet SARAL
EMPATİ KAMPANYASI
Muhammet ŞEREMET
KIRLANGIÇ
MEDYALOG
GAZETELERİN BULMACA MERAKI
Raşit ÖZDEMİR
Kişisel Gelişim 2
Yazara Ait Tüm Yazılar
  Abdullah UZUN

          
         MİSAFİR

En son sofranıza  misafiriniz ne zaman geldi?


Abdullah UZUN


Bizim şanlı tarihimize yön veren ecdadımız bir çok konuda bizlere örnek olduğu gibi misafir karşılama ve ağırlamada da aynı hassasiyeti göstermişlerdir.


“Acaba neden soframıza misafir gelmez oldu?”” Evin bereketi mi gitti?” “Allah rızkımızı mı daralttı?” Bunlar günümüzde aileler arsında konuşulur hale geldi.


Hatta, o zamanlar sofra kuruluyken gelen kedi, köpek, kuş, tavuk her ne varsa onun da rızkı verilirdi. Bir nevi  misafir muamelesi görürdü.


Sofralar kurulurken mutlaka bir kaşık fazla getirilirdi. Misafir gelirse, ya da görünmeyen misafirler rızıklansın diyerek.


Sofraların Halil İbrahim sofrası olması için dua edilirdi.


 Hatta kimin sofrası bol misafirden nasiplenirse o kişiyi mutlaka Hızır (a.s) ziyaret edeceği söylenir, böylece herkese misafirlerini çoğaltma yarışına girerdi.


Misafir almayan kişilere de pek hayırlı nazarla bakılmazdı.


Hele sofra kuruluyken bir eve misafir geliyorsa, bu Allah’ın tam bir lütfu olarak düşünülürdü.


Ya şimdi ne durumdayız?


Akşam evde hanım ve çoluk çocuk bir araya gelip bunun muhasebesini yaptık.


Ben “ Niçin, eskiden olduğu gibi misafirlerimiz sofralarımıza bereket için gelmiyorlar?


“ Hatta o zamanlar imkanlarımız bu denli misafir karşılamak için yeterli de değildi?”


“ Babam kıt kanaat kazandıklarını, bir yandan çoluk çocuğuna yedirmeye  çalışırken, diğer yandan misafir eve getirirdi. Biz de buna çok sevinirdik. Önümüze konan tastan hep beraber kaşıklardık. Ve bitmesi gelmezdi.” Dedim Ve yine devamla;


“Özellikle Ramazanlarda bu daha da artardı. Komşular tam yemek zamanı kapıdan içeri girer soframıza ortak olurlardı?”


Zaman akıp giderken bizi dönüştürdü, hayatımıza giren eşyanın varlığını algılayışımız değişti.


Bu yüzden ne ömürlerimizde, ne sofralarımız, ve ne de kalbimizde bereket kaldı.


Aynı apartmanda birbirine yabancı komşular, gençler kendi dünyalarında yaşıyorlar.


Akşamın alacağa karanlığı bastığında aileler kapılarını dışarıdan kilitleyerek odalarına çekiliyorlar.


Adeta “kapı çalınmasın. Bu saatte misafirin kahrını çekemem” düşüncesi ile yatağa giriyor.


Hele bir de o akşam kalıcı bir yakınınız gelmez mi işte gör o zaman evin hanımını.


“Nerden çıktı şimdi bu da”? belki diyemez  ama tavırlarından siz onu çok iyi anlarsınız


Bırakın yabancıyı akrabasını bile misafir olarak gelmemesini isteyenler vardır.


Biz aslında böyle davranarak bir kuşak sonrakileri olumsuz örnek oluyoruz.


Peki iki kuşak sonra çocuklarımız ne hale gelecektir?. Onu da siz hesap edin.


Belki de babalarını ve analarını evlerine misafir etmeyecekleridir.


Sahabeler “ Biz fakirliğe dayandık, ama  zenginliğe dayanamadık” derlermiş. Zenginliğin imtihanından ve fitnesinden Allah’a sığınırlarmış.


Aslında misafir kabul etmenin zenginlik ve fakirlikle de alakası yoktur.


“Misafir bir yer, on bırakır” ah bir anlayabilsek.


Bu yüzden evlerimizin bereketi kalmadı.


Eskiden kapılarımıza gelen kediler, camlarımıza misafir olan martı ve güvercinlerden de eser kalmadı.


Onlar da kendi hal ve tavırlarıyla bizim cimriliğimizden dolayı uğramaz oldular.


İsraf ederek çöplere döktüğümüz yiyecekleri hesap etmeye kalkacak olursak bu yemeklerle onlarca misafiri doyuracağımızı anlayacağız.


Ülkemizde  günde 120 milyon ekmek üretilip bunun 12 milyonu çöpe gidiyor. Bu çöpe giden ekmeklerden binlerce aç ve sefil kardeşimizin karnı doyardı.


Ne ele verebiliyoruz , ne de biz yiyebiliyoruz. Nedir bu gaflet?


Tabii her şeyden önce gönül sofralarımızın genişlemesi gerekiyor ki, cimrilikten kurtulup, paylaşabilecek bir ele sahip olabilelim.


Şimdi soralım bakalım kendimize: “ En son habersiz gelen bir misafir ağırlayalı ne kadar zaman oldu?..”


 


 


 


 


 


 


 

2008-07-07 Bu yazı  1408  kere okundu
Son Yazıları:

Rizespor, Pazarspor ve medya
Pazar ilçesi ve turizm
Nereye göç ediyoruz?
Daha dün başlamıştı
Pazarspor yeni sezonda neler yapar?
Zamanla yarış devam ediyor.
Misafir
Hastahane Koridorları
YORUMLAR
Okan ATAK 2008-07-09
hikaye
Askerliğini bitirmiş olan genç askerliğini yaptığı şehirden ailesini aradı:
-Anne baba, eve dönüyorum, ama sizden bir şey rica ediyorum. Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum.
-Memnuniyetle, onunla tanışmak isteriz, diye cevapladılar.Oğulları,
-Bilmeniz gereken bir şey var diye devam etti.
-Arkadaşım savaşta ağır yaralandı.Bir mayına bastı ve bir koluyla ayağını kaybetti.Gidecek hiçbir yeri yok, ve onun gelip bizimle kalmasını istiyorum.
-Bunu duyduğuma üzüldüm oğlum. Belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz.
-Hayır. Anne,baba,onun bizimle yaşamasını istiyorum.
-Oğlum,dedi babası,bizden ne istediğini bilmiyorsun.Onun gibi özürlü biri bize korkunç bir yük olur.Bizim kendi hayatımız var,bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz.Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin.O kendi başının çaresine bakacaktır.Oğlu o anda telefonu kapattı.Ailesi ondan bir süre haber alamadı.Ama birkaç gün sonra,polisten bir telefon geldi.Oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrendiler.Polis bunun intihar olduğuna inanıyordu.
Üzüntü dolu anne-baba oğullarının cesedini tespit etmek için şehir morguna götürüldüler.Onu tanıdılar ve bilmedikleri bir şey daha öğrenince dehşete düştüler:
Oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardı.
Bir çoğumuz bu hikayedeki aile gibiyiz;
Güzel olan ya da birlikte olmaktan zevk aldığımız insanları sevmek bizim için çok kolay, ama bize rahatsızlık veren ya da yanlarında kendimizi rahatsız hissettiğimiz insanları sevemiyoruz. Bizim kadar sağlıklı, güzel ya da akıllı olmayan insanların yanından uzak durmayı tercih ediyoruz.
KENDİ ELKTRİĞİNİ KENDİN ÜRET
Memoğlu’da Rize’nin Ardeşen ilçesinde hizmet veren Osmanlı Alabalık Tesisine elektrik santrali kurmak için kolları sıvadı.
70 ÜRETİCİYE KİVİ FİDANI
Rize’nin Ardeşen ilçesinde Kaymakamlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) tarafından hazırlanan proje kapsamında 70 çiftçiye kivi fidanı ve
Son İçerikler
En Çok Okunanlar

Bugün

1

Bu Hafta


Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/haberyes/public_html/icerikson.php on line 113
Türkiyey yi 2009 yılında Eurovision da temsil edecek HADİSE nin şarkısı büy
1HADİSE EUROVİSİON 2009 (VİDEO)

Bu Ay


Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/haberyes/public_html/icerikson.php on line 175
Özcan Alper in yönetmenliğini yaptığı “Sonbahar” isimli film, 9. Uluslarara
1SONBAHAR FİLMİNİN FRAGMANI
ANKET
HANGİ TAKIM ŞAMPİYON OLUR
BEŞİKTAŞ
FENERBAHÇE
GALATASARAY
SİVASSPOR
TRABZONSPOR
Sonuçlar
Son İçerikler
En Çok Yorumlananlar

Bugün

1

Bu Hafta


Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/haberyes/public_html/icerikson_yorumlanan.php on line 113
Rize nin Ardeşen ilçesi Ak Parti Belediye Başkan Adayı Mümtaz Sinan aday ad
1AK PARTİ DE BİRLİK MESAJİ

Bu Ay


Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/haberyes/public_html/icerikson_yorumlanan.php on line 175
Milliyetçi Hareket Parti Ardeşen ilçe teşkilatı olarak bayramın 3.gününde p
1MHP ARDEŞEN BLD.BAŞKAN ADAYI
www.haberyesil.com Tüm Hakları Saklıdır 2008