Sitene Ekle | Arsiv | Iletisim | Anasayfam Yap | Sık Kullanilanlara Ekle
22 Kasım 2008 Cumartesi
Gazeteler

Genel Editör
Orkun GÖKSEL
biz haber veriyoruz!
Yazarlarımız
Sabri ASLIŞEN
Can Kardeşim Basın Şehididir
Bora Haberal
Göz yaşı göstermeden ağlayacaksın
Necmettin YARICI
20 Ay Önce Birşey Söylenmişti
Abdullah UZUN
Nereye göç ediyoruz?
Birol AKSU
Elektrik Direği
Saltuk DENİZ
BAYRAMOĞLU İSTİFA ETMELİ
Recep ÇAMKERTEN
Genetik Hastalıklar
Ahmet SARAL
EMPATİ KAMPANYASI
Sedat KUMCU
MSN Messenger şifreniz çalınırsa nasıl geri alacaksınız?
Muhammet ŞEREMET
Belediye Parkı Ne Durumda ?
Nejdet EKSİLMEZ
Ramazan Kafiyesi
MEDYALOG
MEDYA EKONOMİK ÇIKIŞ ARAYIŞINDA
Raşit ÖZDEMİR
Kişisel Gelişim 2
LAZ BELGESELİNE SIĞDIRILAMAYAN HAYATLAR
Lazona gezilerimin en keyifli ayağını genelde köy ziyaretlerim oluşturur. Laz köylerinde yaşayan yaşlı insanlarla konuşmak, hikâyelerini orijinal haliyle dinlemek onları kayda almak benim için keyifli bir uğraş alanı.
2008-08-27 - 12:56

Bu köy ziyaretlerimin birini de tanışmamız sonrasında iyi ilişkiler kurduğumuz, değerli dostum Çiğdem Şahin’in memleketi olan Sarp köyün oldu! Yaklaşık olarak 2 yıldır üzerinde çalıştığım ‘Kimlik Kıskacındaki Lazlar’ adlı Belgesel filmin bir bölümünü Sarp’ ta çekmek istediğimi söyleyince buna çok sevinmiş ve köyüne davet etmişti. İki yıl önce, Projesinin ilk ayağını oluşturan Lazonada yaşam ve kültür bölümünü çekmek için Sarp Köyüne gittiğimde beni karşılayan sıcakkanlı misafirperver köy sakinlerini karşımda gördüğümde çok sevinmiştim. Kısa süre içerisinde kendimi bir anda köye, geçmişe ve Lazlığa dair ilginç hikayelerin ve  yaşanmışlıkların anlatıldığı sohbetlerin ortasında bulmuştum ...
Ziyaretimin ilk gününde kafamda kurguladıklarımı bir an önce film karelerine sığdırmak için sabırsızlanıyordum..


 


Yaklaşık iki yıl önce Almanya’da Lazlar üzerine belgesel projemin hazırlığı içindeyken, filmin ana temasını oluşturan konuları; Laz Kültürü ve buna bağlı olarak kimlik kıskacındaki Lazların sorunlarını gündelik yaşamlarını ve kültürel değerlerini sinema dili ile en etkin şekilde aktarmak istiyordum. Sarp Köyü bütün bunları içinde barındıran bir yapıya sahipti, ayrıca iki farklı ülkeye ait ancak aynı coğrafya ve kültürün ikiye bölünmüş halini temsil eden bir Laz sınır köyüydü.


Sarp Köyünde Laz kültürü ile ilgili birçok şeye rastlamak mümkün. Köy sakinleri işlerinin arasından zaman ayırıp merakla ve keyifle çekimlerimize, sohbetleri ile farkında olmadan belgeselin konusuna çoktan ortak olmaya başlamışlardı bile...Özellikle köyün yaşlıları, yaptığımız işe karşı çok ilgili ve meraklıydılar, kameralarımıza görüntü vermekten ve mikrofonlarımıza bir şeyler fısıldamaktan hayli memnundular. Sarp Köyü ilginç bir yer gerçekten ... Köy, yaptığımız çekimler sırasında, şairi, tarihçisi ve destancısı ile tam bir film seti havasına girmişti! Köyde herkesin anlatacağı bir hikayesi, söyleyecek bir sözü vardı, köy sakinleri sanki yıllarca yaşanmışlıklarını, hikayelerini film karesine taşıyacak birilerini bekliyorlardı.


Sarpta çekim için kaldığım birkaç gün içerisine çok şey sığdırdık, yörede yaşayan bu insanların,  sınırın diğer tarafında yaşayan akrabaları ile olan akıl almaz hikâyelerini anlattıkça, sınırların ortak yaşam ve değerlerin kültür ve en önemlisi dillerin ne kadar acımasızca birbirinden ayırdığını fark ettim. Aynı coğrafyada yaşayan aynı dili konuşan insanların, yaşamları ve umutları ile birlikte ikiye bölünmesi ve sonrasında her şeyin zorlaşması, bir birleri ile iletişimlerinin kesilmesi, ayrılıkların hiç dinmeyecek özlemlere dönüşmesi…


Bu durum ne kadar da acı ve bir o kadarda gerçek!



Belgesel Film çalışmaları sırasında işlenen konu daha çok kimlik kıskacındaki Lazların bu günü ile ilgili tespitleri yapmak ve geleceğe doğru yol alışların sorgulaması şeklinde planlanmıştı. Bu anlamda film çekimleri ve sonrasında kurgu aşamasında, ağırlıklı olarak sınırın Türkiye tarafı işlenmeye çalışıldı ancak gözler ve yürekler sınırın öteki tarafında kaldı…


Dört gün süren çekimler sırasında köyün konuksever insanları ile bir arada olmaktan dolayı çok keyif aldım, hem de Laz dili ve kültürünün gelecek kuşaklara aktarabilmesinde daha çok çaba ve bilincin geliştirilmesi gerçeğini bir kez daha görme şansını yakaladım. Sarp köyünün sınır köyü olması aynı dili ve kültürü barındıran bir bölgenin  geçmiş ile gelecek arasındaki bir köprü görevi görmesi, yörede edindiğim olumlu ve bir o kadarda kaygılı izlenimlerim ve ayrıca köy sakinlerinin bu tür kültürel çalışmalara aktif katılımı, bu filmin vermek istediği mesajın doğru ve etkin şekilde izleyicilere ulaşmasında önemli katkı sağladı..
Lazonadaki çekimlerin ikinci ayağını oluşturan otantik köy ve yayla yaşamı için yörede uzun süredir başarılı çalışmalara imza atan televizyoncu arkadaşım Cumalı Dalbastı’nın yüksek yaylalarda yapmış olduğu çekimlerden de yararlanıldı.


Belgesel Filmin Lazonadaki çekim aşamalarından sonra kurgu ve düzenlemelere uygun olarak Almanya’daki bölümü çekildi. Çekim sonrası yaklaşık 6 ay süren filmin kurgu-montaj ve seslendirme çalışmaları yapıldı ve sonrasında gösterime hazır hale getirildi…


Film, geçtiğimiz mart ve nisan aylarında Almanya’da Kültür merkezlerinde gösterildi ve hayli ilgi gördü. Belgesel, Laz gerçeğini dil ve kültür erozyonunu ve gelecek ile ilgili kaygıları Almanya’da üç kimlik kıskacında yaşayan Laz kızı Nurten’in yaşamından kesitleri paralel bir anlatım ile olayları ve mekânları farklı bir bakış açısı ile ele alıyor… Filmin geniş kitlelere ulaşması için ayrıca Türkiye’de gösterimi düşünüldü ancak Türkçe çevirisi henüz tamamlanmadığından gösterimi bu güne kadar mümkün olmadı.


 


daha önce, önceden planlanan ancak bazı nedenlerden dolayı gerçekleştirilemeyen, Belgesel filmin Sarpta gösterimi için adımlar atıldı ve sarp Köyünde bir kahvede Çiğdem Şahin’ in katkıları ve köy sakinlerinin katılımı ile gerçekleştirildi…
2 yıl aradan sonra gerçekleştirilen bu gösterim, aynı zamanda bir buluşma havasında geçti. 35 dakikalık Belgesel Film gösterimi ardından, Rüya Köksal ve Aydın Kudu’ nun Karadeniz Sahil yolu projesi ile kıyılarımızın nasıl yağmalanıp yok edildiğine dair hepimize ibret olacak görüntüleri kendine özgü sinema anlatım tekniği ile yapmış olduğu ‘Son Kumsal ’ gösterildi ve belgesel ilgi ile izlendi..! İlerleyen saatler de, Çiğdem Şahin’ in sözlü tarih atölyesi ön çalışması kapsamında yöredeki yaşlı insanların anlatımlarının yer aldığı kısa film gösterimi ile sona erdi.


Sarp’ ta ki bu Buluşma, Laz kültür ve dilinin, yitip gitmekte olan değerlerimizin gelecek kuşaklara aktarılması gerekliliğini anlatması açısından ve özellikle bunun etkin bir sinema dili, güçlü ve renkli görsellik unsurlarını da içinde barındırarak sunulması, üstelik belgesele konu olan insanların-aktörlerin izleyici olarak o gün orada bulunup filmi izlerken duymuş oldukları heyecanlarını gözlemlemek bana keyif veren farklı bir deneyimdi…


Cengiz Kibaroğlu, 18.08.2008 İstanbul


 



Belgesel Film Hakkında


Filmin orijinal adı: Wo sterben wir jetzt? ‘Die Lasen: Zwischen den idenditaeten’
Yönetmen: Cengiz Kibaroğlu
Yapım Danışmanı:Prof. Dr. Reiner Matzker, Dr. Mustafa Kibaroğlu
Lazonadaki çekimler: Çiğdem Şahin,Cumali Dalbasti
Anlatım:Nurten Kurnaz
Seslendirme:Udo Böhm
Yapım Yılı: 2007
Süresi: 35 dakika, Almanca DVD renkli




Kaynak: LAZEBURA Bu haber  224  kere okundu
YORUMLAR
Bu Kategoriye Ait Diğer Haberler
Grup (KARMATE) Rize nin (enişte lokumu) DOKADAK Dikkaya Handağı nda Ardeşen de Kitap Sergisi Dünyada Heykeli Dikilen Tek Laz Erkan Babamızı Kaybettik Sonbahar Rize’de Filmi gösterime girecek Dokadakla Macera Devam Ediyor Karadeniz de biryaşam var! Çamlıhemşin de Eğitim Atağı
Rize Niyetlendi,Trabzon Halletti
Rizespor un kalıcı gelir sağlanması amacıyla tartıştığı HES projesine Trabzonspor başvurusunu bile yaptı!
Vali Kalkınma Projesini Açıkladı
Vali Kasım ESEN, Rize’nin kalkınma projesinin “RÜSTEM” adını taşıdığını belirtti.
Son İçerikler
ANKET
Ç.RİZESPOR YENİ BAŞKANI KİM OLMALI?
ABDÜLKADİR ÇAKIR
TAHİR KIRAN
TEZCAN ALTAY
İHSAN KALKAVAN
ŞADAN KALKAVAN
Sonuçlar
Son İçerikler
www.haberyesil.com Tüm Hakları Saklıdır 2008