Sitene Ekle | Arsiv | Iletisim | Anasayfam Yap | Sık Kullanilanlara Ekle
22 Kasım 2008 Cumartesi
Gazeteler

Genel Editör
Orkun GÖKSEL
biz haber veriyoruz!
Yazarlarımız
Sabri ASLIŞEN
Can Kardeşim Basın Şehididir
Bora Haberal
Göz yaşı göstermeden ağlayacaksın
Necmettin YARICI
20 Ay Önce Birşey Söylenmişti
Abdullah UZUN
Nereye göç ediyoruz?
Birol AKSU
Elektrik Direği
Saltuk DENİZ
BAYRAMOĞLU İSTİFA ETMELİ
Recep ÇAMKERTEN
Genetik Hastalıklar
Ahmet SARAL
EMPATİ KAMPANYASI
Sedat KUMCU
MSN Messenger şifreniz çalınırsa nasıl geri alacaksınız?
Muhammet ŞEREMET
Belediye Parkı Ne Durumda ?
Nejdet EKSİLMEZ
Ramazan Kafiyesi
MEDYALOG
MEDYA EKONOMİK ÇIKIŞ ARAYIŞINDA
Raşit ÖZDEMİR
Kişisel Gelişim 2
Yazara Ait Tüm Yazılar
  Sabri ASLIŞEN

          
         KAÇKAR ZİRVE NOTLARIM (2)

Bu arada Güneybatı yönünden bir grup da değerli arkadaşım, kardeş saydığım Ali eşliğinde zirveye doğru geliyor. “ Ne haber ihtiyar?” diye seslendi. İhtiyar benin lakabım. Geldikleri yön çok rahat olduğundan gelenlerde neredeyse hiç yorgunluk belirtisi yok.



Zirvede geçirdiğimiz yaklaşık yarım saatten sonra nihayet dağ kendini gösteriyor. Lanetleme geçidinden fırtına kopuveriyor. Dolu yağmaya başlıyor. Bize de yol gözüküyor.
Saat 11:10 itibariyle yola koyuluyoruz.
Yolda bahsetmeden geçemeyeceğim dolu yağışı sırasında -aynı şey Erhan’a da olmuş- kulaklarımıza kapşonumuzdan acayip bir titreşim sesi geliyor. Sanki üzerimizden bir elektrik akımı geçiyormuş gibi. Dolunun yağmurluğa vurmasından kaynaklanan bir ses değil bu. Çözemedik. Bu arada yağmur da kendini gösteriyor.
Türkçesini söylemeye çekiniyorum ama yerel dilde birazcık md-md…kapıya saat 13:10’da kapıya varıyoruz. Bu noktada yine bir yarım saatlik mola verdikten sonra bu kez iniş yönünde sol, çıkış yönünde sağdaki kapıdan saat 13:40 itibariyle inişe başlıyoruz. Bu kapıyı tercih etme sebebimiz bu yolun; çarşaktan kaya-kaya inmeyi düşündüğümüzden daha kısa sürede ve yorulmadan inilebilmesi.


Yolumuz buzulların hemen kenarından geçiyor ama biz yine süreyi biraz daha kısaltmak için küçük buzulun alt kısmındaki yaklaşık 500 metrelik kısmı karların üzerinden geçerek devam ediyoruz. Bu arada buzullardaki derin yarıklar ya da çatlaklar dikkatimizi çekiyor. Yüzlerce yıllık ömre sahip bu buzullarda bunların son yıllarda oluştuğu biliniyor. Bilimsel verilere dayandıramayacağım ama zannederim ki küresel ısınmanın çok önemli etkileri olmuştur. Burada vaktimizin bolluğunu da hesaba katarak biraz fazla vakit harcıyoruz.
Çadırımıza vardığımızda eğer kendimizi fazla yorgun hissetmezsek Kavrun Yaylası’na inip geceyi orada geçirmeyi düşünüyoruz.
Saat 15:10 itibariyle çadırımızın önündeyiz. Valla inmekle iyi mi ettik bilmiyorum. Keşke biraz daha kalabilseydik zirvede. Burası sivrisinekten geçilmiyor.
Dünden ezogelin çorbası çok hoşumuza gitmişti. Hemen bir çorba yapıyoruz. Üstüne bir de yorgunluk çayı.
Ve tabi ki akşamdan alamadığımız uykunun peşine düşüyoruz. Bu arada çadır alev-alev yanıyor. Bir yandan da dışarda yağmur yağıyor. Seçenek yok sıcak da olsa çadırdayız. Ben bir saat de olsa uyuyorum. Erhan sıcağa dayanamayıp atıyor kendini dışarı.
Sonunda Erhan uyandırıyor beni. Çadırı toplayıp Mezovit’ten ayrılıyoruz. Hemen arkası Öküz Yatağı. Bu ismi öküzlerin burada sonbahara kadar serbest bırakılmasından alıyor. Hakikaten de her tarafta öküzler var. Kaza geçirerek ölen ya da yabani hayvanlar tarafından öldürülmüş öküz kemikleri görüyoruz yolumuzun üzerinde.
Bu yol Erhan’a uzun ve biraz dik inişli geliyor. Yakınıp duruyor. Geldiğimiz yolun daha kısa ve düz olduğunu iddia ediyor. Dönüşler hep böyle olmuştur. Yorgunluk yolu uzatır.
Kavrun’a yaklaştıkça sis karşılıyor bizi.
Sislerin içinde yayla evlerini izlerken bu maceranın da artık son bulduğunu anlıyorum.                        
Medeniyete geri dönüş hikayesini anlatmayacağım size. Burada noktalıyorum.
Bir dahakine başka bir zirvede buluşmak üzere hoşça kalın…


Not: Bindiğimiz dolmuşta hazır bulmuşken Erhan’a sağlık sorunlarını anlatan yayla sakinlerinden bir hanım kamp yaptığımız yeri öğrenince öküzlerini görüp görmediğini de sormayı ihmal etmiyor. Hiç bozuntuya vermeyip öküzlerin eşkalini soruyor Erhan. Öküzlerin ikisinin de irice ve birinin kırmızı birinin de siyah olduğunu öğrenince onları çadırın 150 metre ilerisinde gördüğünü söylüyor. Hatta sabaha kadar bağırdıklarını da ekliyor. Gülmemek için kendimi zor tutuyorum. Pes valla. Ben kadını rahatlatmak için öyle söylediğini düşünsem de daha sonra kendisinden öğreniyorum ki gerçekten de onları görmüş.

2008-08-04 Bu yazı  285  kere okundu
Son Yazıları:

Can Kardeşim Basın Şehididir
Bölgenin Kurtuluşu Turizm’e Bağlı
Bu Nasıl Anlayış
Ardeşen ilçesinin sahibi yok mu?
Kaçkar Zirve Notlarım (4)
Kaçkar Zirve Notlarım (3)
Kaçkar Zirve Notlarım (2)
Ölümlü Dünya
YORUMLAR
Rize Niyetlendi,Trabzon Halletti
Rizespor un kalıcı gelir sağlanması amacıyla tartıştığı HES projesine Trabzonspor başvurusunu bile yaptı!
Vali Kalkınma Projesini Açıkladı
Vali Kasım ESEN, Rize’nin kalkınma projesinin “RÜSTEM” adını taşıdığını belirtti.
Son İçerikler
ANKET
Ç.RİZESPOR YENİ BAŞKANI KİM OLMALI?
ABDÜLKADİR ÇAKIR
TAHİR KIRAN
TEZCAN ALTAY
İHSAN KALKAVAN
ŞADAN KALKAVAN
Sonuçlar
Son İçerikler
www.haberyesil.com Tüm Hakları Saklıdır 2008